Hiç fark ettiniz mi? Bazı evlerde duvarlar boş olduğunda içten içe bir eksiklik hissi oluşur. Alan temiz ve düzenli olsa bile, sanki bir şey tamamlanmamış gibidir.
Bu his yalnızca estetikle ilgili değildir. Boş duvarlar, zihnimizin tamamlanmamışlık algısını tetikleyebilir.
İnsan beyni, bulunduğu ortamda denge ve anlam arar. Tamamen boş ve geniş yüzeyler, zihinde bir belirsizlik hissi yaratabilir.
Beynimiz:
Boş duvar ise bu beklentiyi karşılamaz. Bu yüzden hafif bir huzursuzluk oluşabilir.
Bir mekânda gözün dinleneceği bir nokta olmazsa, bakış sürekli dolaşır. Bu da fark edilmeden zihinsel yorgunluk yaratır.
Doğru yerleştirilmiş bir tablo:
Boş duvarlar çoğu zaman geçici bir durum gibi algılanır. Sanki dekorasyon bitmemiştir.
Bu algı:
duygularına yol açabilir.
Hayır. Buradaki mesele her alanı doldurmak değil, bilinçli bir denge kurmaktır.
Aşırı dolu duvarlar da:
İdeal olan; boşluk ve dekorasyonun birlikte çalışmasıdır.
Boş duvarı “boğmadan” değerlendirmek için:
Bu yaklaşım hem boşluk hissini dengeler hem de mekânı yormaz.
Boş duvar rahatsızlığını azaltmanın bir diğer yolu da:
Bu unsurlar, duvarın soğukluğunu kırar ve alanı daha sıcak hissettirir.
Aslında bizi rahatsız eden şey boşluk değil; boşluğun anlamsız ve dengesiz görünmesidir.
Duvar dekorasyonu doğru ölçü, doğru yerleşim ve sade bir yaklaşım ile yapıldığında:
Bazen tek doğru parça, tüm atmosferi değiştirir.